Anonymous asked: Uzun zamandır yeni yazı bekliodum ama son zaman umudumu kaybetmilştimm :) dedim artık tumblra girmior heralde ama şimdi seni görünce çok sevindim ya artık ihmal etme buralarıııı :)

Sağol :-) artık geri geldim diyebilirim 

Anonymous asked: Incir kuslari kitap olarak, ps: i love you film olarak guzeldir. Iyi aksamlar

filmi izlemiştim. kitabada bakacağım. teşekkürler

Bir kere daha anladım seni hala çok sevdiğimi

Seni en son görüşümün üzerinden tam 270 gün seçti sevgilim. Sensizliğin üzerinden tam 270 koca gün aktı geçti. İlk zamanlar çok acı çekmiştim sevgilim. Ama artık eskisi gibi değilim. Eskiye göre çok iyi ve güçlüyüm. 
Zaman acımı unutturmadı elbet ama acımla birlikte yaşamayı öğretti bana. 
Eskiden aklıma gelişinde bile yüreğim bir minik serçe misali kıpır kıpır olurdu. Kalp atışımı yanımdaki duyar, dizlerim tir tir titrerdi. Ama şimdi? Artık sen aklıma düşünce ne kalbim gümlüyor eskisi gibi ne de dizlerim titriyor. Bu, sensizliğe çok alıştığım için mi oluyor yoksa seni artık eskisi gibi sevmediğim için mi? Bilmiyorum. İçimdeki hisleri adlandıramıyorum. Yüreğimde ne oluyor ne bitiyor anlayamıyorum artık. Senden sonra içimde çok şey değişti sevgilim. Mesela; eskiden “İllede sen derdim. Sen olmayacaksan kimse de olmasın. Başka kimseyi sevmek istemiyorum ben.” derdim. Ama şimdi? “Zaman ne gösterecek bilinmez, elbet bir başkasını da severim.” diyorum. Ama değişmeyen çok şeylerde var sevgilim. Mesela; Hala hergün aklıma geliyorsun. Hala hergün mutlaka oturup, zamanımı sana ayırıp, senin hakkında düşünmeye devam ediyorum. Mesela bir aşk şarkısı çaldığında yine aklıma sadece sen geliyorsun. Hala zaman zaman sesini duyuyor gibi oluyorum. Hala otobüse bindiğimde birumut gözlerim seni arıyor sevgilim..  
Falaan filan, hep bilindik şeyler işte sevgilim.. Bunlar uzarda gider. 
Aslında asıl söylemek istediğim şey bu:
27 mart gecesine kadar “sanırım içimdeki hisler azaldı ve yakında tamamen biter.” diyordum kendi kendime, ta ki o gece sen rüyama gelene dek. 
Evet sevgilim uzunca bir zamandan sonra 27 mart gecesi rüyama geldin tekrar. 
Ve benim uyanmamla ağlamam bir oldu. Uzun ama gerçekten uzun bir zamandan sonra ilk defa bu kadar çok kötü hissettim kendimi. 15dakika gibi bir süre durmadan ağladım. Hem ağlıyorum hemde sinirden yerimde duramıyorum. Neden sinirlendiğimi pek anlamadım ama o an ciddi bir duygu karmaşası yaşadım. O an seni çok özlediğimi anladım. O an kalbimin senden vazgeçmemiş olduğunu ve uzunca bir süre daha vazgeçmeyeceğini anladım.
O an keşke senin yanına gelebilseydim. Keşke sana ulaşabilseydim sevgilim. Boynunda ağlamak istediğim zamanlardan biriydi yine. 
Sana sarılıp ağlayabilseydim keşke. Keşke beni gözyaşlarımdan öpseydin. Keşke ben akan burnumu ve gözyaşlarımı silerken sen saçlarımla oynasaydın. Keşke kokunu çeke çeke dizinde uyuya kalabilseydim sevgilim. 
Ama sen yine yanımda yoktun. Zaten hiçbir vakit yanımda olmamıştın. Ve ben yine sensizliğin özlemi ile alev alev yanerken yine tek başıma çaresizdim. 
Seni çok ama çok özledim sevgilim. Baştan aşşağı tüm hücrelerimle özledim seni.
Kalbim küçük bir çocuk gibi, çıkmaz sokakta kalabalığın arasında yapayalnız bir şekilde ne yapacağından habersiz. 

27 mart gecesi bir daha anladım sadece senin için var olduğumu ve bir daha hiç bir zaman bir başkasını, seni sevdiğim gibi sevmeyeceğimi. 

(Source: gokhantoktamis)

(Source: guzellesbeolum)

BİR YIL ÖNCE BUGÜNDÜ SENİ İLK GÖRÜŞÜM…

Bir yıl geçti sevgilim. Seni “ilk” görüşümün üzerinden tam bir yıl geçti.
Gecen sene bugün yani; 11 Kasım 2012 sabah 08:00 civarıydı seni ilk görüşüm. Otobüsten inmeme 5-10dk kala fark etmiştim seni. Sağ kısımda ters yönde duran koltukta oturuyordun. Saçların doğal haliyleydi. Hafif dalgalı. Deri ceketin- kot pantolonun ve lacivert converselerin vardı üzerinde. Seni ilk gördüğüm anı hayatım boyunca unutmam. 
O anı tüm ayrıntılarıyla hatırlıyorum sevgilim. İlk göz göze geldiğimiz an sana karşı birşeyler hissetmiştim ama hayatımı değiştireceğini, hayatımın en büyük aşkı olacağını asla tahmin etmemiştim elbet.
***
Ben ayaktaydım. Bir süre sonra senin yanındaki koltuk dahil, birçok koltuk boşalmıştı. Fakat ben senin yanına oturmaya cesaret edememiştim. Sol kısma oturmuştum. Daha sonra seninle aynı anda kalktık oturduğumuz yerden. İkimizde aynı durakta indik sevgilim. 
Sen 1-2m önümde yürüdün. Arkadan baktım sana, ve daha sonra gözden kayboldun. Ve o andan itibaren 2 hafta boyunca ne gördüm seni, nede aklıma geldin… 
***
Ah sevgilim. 25 Kasım 2012ye kadar kim olduğunu bilmiyordum. 
Sadece 11 Kasım günü seni görüp, ufak çaplı birşeyler hissetmiştim. Ama 2 hafta sonra; yani 25 Kasım benim hayatımın dönüm noktası olmuştu…
***
Ah yüreğimin sultanı, ah canımın içi, canımdan değerlim, en büyük aşkım. Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun? hiçbir fikrim yok.
Senden haber alamamak içimi kemiriyor sürekli, fakat elimden birşey gelmiyor. 
Senin yokluğunda, tüm dünya boşaldı sanki. Sadece senin yokluğun etrafımda olan herkesi birer hiç yaptı. İnan kimsenin değeri yok gözümde. Herşey anlamsız, herşey boş. Senin yokluğunda içinde bulunduğum durumun tarifi imkansız. Sensizliğin, seni bir kere bile göremiyor oluşumun içimi nasıl yaktığını anlatabileceğim bir kelime yok. Seni aylardır 1saniye bile görememiş olmam, sana olan hislerimi hiç değiştirmedi. Ama sana duyduğum özlem değişti elbet. Özlemin boyutu kaç katına çıktı haddi hesabı yok!
Eskiden sana 2saniyeliğinede olsa sarılmak isterdim. Çünkü sana sarıldığım an tüm acılarımın yok olacağına, yükümün katbekat azalacağına inanırdım. Ama şimdi işler değişti. Şimdi ise seni 2saniyeliğinede olsa görmeye ihtiyacım var. Seni 2saniyecikte görsem bana yetecek. Acılarımı biraz hafifletecek. Ah sevgilim aylar oldu gül yüzünü görmeyeli, huzur veren sesini duymayalı. Çok özledim çok. 
Senin yokluğunda kendimi ifade etmektede zorlanıyorum. Deftere yazdığım yazılarda hep bi eksiklik var. Yazıları toparlamakta güçlük çekiyorum. 
Sevgilim sana anlatacak öyle çok şey birikti ki, hangisini anlatsam? hangisinden başlasam?
Hayatıma girişinde olduğu gibi, gidişindede tüm dünyam değişti. 
Merak ediyorum acaba bir başkasını sevebilecek miyim ileriki zamanlar? 
Elbet yeni biri girer hayatıma, elbet yeni birini severim. Ama sana yemin ediyorum sen benim hayatımın aşkı, hayatımı değiştiren kadın olacak kalıcaksın. Yıllar sonra kimi seversem seveyim, kimse senin gibi olamayacak. Kalbim asla birbaşkasını sevmeyecek, seni sevdiği gibi. 
İleride evlenip cocuk yapsam bile, içimdeki boşluğun adı daima sen olacaksın. İçimde doldurulamaz boşluğun sahibi sen olacaksın. Seni hayatım boyunca unutmayacağıma yemin ederim. Seni her saniye sevmeye ve özlemeye devam edeceğim.
*** 
Zaman gerçekten herşeyin ilacı. Yanlış anlaşılmasın! Zaman unutturmuyor hiçbir şeyi! Zaman, acı ile yaşamayı öğretiyor adama. Acılarla birlikte mutlu olmayı. Ve bende bu büyük acımla, sensizlikle yaşamayı öğrenmeye başladım. Eskisi kadar ağlamıyorum mesela. Ama bunu yazarken yine gözümden geldi birkaç yaş.. Keşke burda olsan ve gözümdeki yaşı silsen. Keşke sana bir kere sarılabilsem. Keşke sana sarılıp boynuna akıtsam yaşlarımı. Sende benim saçlarımı okşasan. Aaaah keşke içime dökebilsem sana ah! 
Yok sevgilim yok.
Artık hiçbirşey yok.
İmkansızımdın, şimdi imkakansızın imkansızı oldun.
Yok oldun.
Ama bir hiç olmadın.

Seni göremiyor olmam, seni hissedemediğim anlamına gelmesin. Bedenilerimiz yan yana olmasa bile ruhlarımız hep yanyana. Ve ben hala seninle birlikte uyuyup, seninle birlikte uyanıyorum..

Anonymous asked: kendini nasıl hissediyorsun? onu görememek nasıl? alışabildin mi?

Pazartesi(yarin) yeni bir yazi paylasacagim. Uzun uzun. Oradan sorunun cevabini alabilirsin

(Source: jojeyintambiliri)

8 TEMMUZ ONU SON GÖRÜŞÜMMÜŞ

Onu en son 8 temmuzda bir tesadüf sonucu birkaç dkliğina uzaktan görmüştüm. Ve o görüş, onu EN SON görüşümmüş. Meğer kaderde sonsuz ayrılık varmış. Ah temmuz ah! Bilseydim eğer son görüşüm olacağını, ona doya doya bakardım. Hatta oturur izlerdim uzaktan. Konuşamazdım yine. Yine içimdekileri ona açamazdım ama olsun, uzaktan vedalaşırdım onunla. Vedalaşamadan bitti herşey. Ki zaten ne başlamıştı ki? 
* * *
Yazın kendimi onsuzluğa çok alıştırmıştım. Unutmaya, sürekli aklıma gelmesini engellemeye çalışmıştım. Onu aklıma getirmediğim gün, rüyama geldi kendisi. Her rüyama gelişinde yine yerle bir etti beni.
Ona olan sevgim ve özlemim zerre kadar azalmadı, ama onsuzluğa alışmaya başlamış gibiydim. Ve sürekli kendimi “artık onu sonsuza kadar göremeyeceksin” olayına alıştırmaya çalışıyordum. Çünkü bu olağan bir ihtimaldi. Haziran ayında da bunu kendime söylüyordum hep. “O işten çıkabilir ve ben onu bir daha asla göremeyebilirim. Alış bu duruma.” Ve dediğim gibi kendimi inandırmıştım onu bir daha göremeyeceğime. Koskoca yaz onun özlemiyle geçti ve bitti. Sıra hayata tekrar başlamaya geldi. 3-5 gün önce eski hayatıma(yani yazdan önce onunla olan hayatıma) kaldığım yerden devam etmek üzere sabahın köründe bindim otobüse. Normalde onu göreceğim günler çok heyecanlı olurdum zaten ve bu sefer yaz boyu onu görmemiştim yani heyecanım normalin ötesinde olmalıydı ama olmadı. İçimde bir burukluk ve hüzün kaplıydı. 
***
Binaya girdim ve yemekhanede bir masaya oturdum. Gözüm kapıda. Giren çıkanı izliyorum. Kapı her açıldığında o çıkacakmış gibi hissediyorum. AMA ÇIKMIYOR. Bekliyorum, bekliyorum çıkmıyor. 
Daha sonra dayanamayıp girdim içeri. İçeri girmemle beynimden vurulmam bir oldu. 
Onun masasında başka biri oturuyordu artık. Ve hemen geçen yıldan tanıdığım arkadaşın yanına gidip, olan biten değişikliği sordum; 

Ben: “Bu değişiklik ne yahu?”
Arkadaş: “Kadro yenilendi, birçoğu işten çıktı.”
Ben: “Peki X nerde?” (X derken kimi sorduğumu anlamışsınızdır:))
Arkadaş: “O da çıktı işten.”

Ve ben konuşmayı bitirip hemen çıktım binadan. Nereye gittiğimi bilmeden yürüdüm. Yürüdüm ve sadece düşündüm.
Sokaklar çok kalabalık olmasa, kaldırıma oturup hüngün hüngür haykırarak ağlardım ama tuttum kendimi. Yürüyordum ama resmen ölü gibiydim. Sanki felç geldi bir anda. O anki durumumu tarif etmemin imkanı yok. Hayatımın aşkı, yüreğim, herşeyden çok sevdiğim kadını sonsuza kadar kaybetmiş olmanın verdiği acının tarifi yok. 
 Ama şükür ki yazın içime doğmuş heralde ki onsuzluğa o zamandan alışmaya çalışmıştım. Ya vallahi içime doğmuş işten çıkacağı. 

***
Ah kurban olduğum kadın, şimdi neredesin? kiminlesin? ne yapıyorsun? hiç bir şey bilmiyorum. Eskiden ne güzelmiş meğer, sana kavuşamamanın acısını çekerken bile aslında çook mutluymuşum. Hemen hemen hergün seni saatlerce görebiliyor, ne yaptığından haberdar olabiliyordum.
Ya şimdi? Şimdi ise bir hiç..
Artık yoksun. Nerdesin bilmiyorum, bilmeyeceğim. Artık özlem ateşi ulaşılmayacak boyutlara yükselicek ve ben sensizlikle nasıl başa çıkacağım hiçbir fikrim yok.